Üstünde zarif bir deri etek, siyah file çorapları ve sivri topuklu ayakkabılarıyla odaya girdiğinde havayı anında değiştirdi. Ayak tırnakları kan kırmızısı oje ile parıldıyor, topuğunun altındaki ince deri kaymak gibi uzanıyordu. O sırada yerde diz çökmüş adamın gözleri tamamen ayaklarına kitlenmiş, nefesini tutmuştu. Kadının soğuk bakışları onu adeta ezmek için bekliyordu; emretmenin verdiği güçle vücudu dimdik, sert ve meydan okuyucu duruyordu.
Parmağıyla adamın çenesini sertçe yukarı kaldırdı, “Bir daha aşağı bakmaya kalkarsan, seni bu topukların altında ezerim,” diye hırladı. Adam dili dışarıda, çaresizce onun emirlerine teslim olmuştu; dudaklarını yalayarak oyalandı ama gözlerini asla ayaklarından çekemedi. İlk adım olarak sivri ucu adamın yüzüne doğru indirdi; topuğun sıcaklığı derisini yakar gibiydi. Sonra içgüdüsel bir hareketle ayağını burnuna dayadı ve nefes almasını engelledi. Adam boğulacak gibi öksürse de kadının otoritesi kesin ve acımasızdı.
Ayağını yavaşça indirdiğinde adam titriyordu; sabırsızlıkla şehveti içinde taşıyordu. Kadın eğildi, fileli çorabını ipeksi parmaklarıyla sıyırmaya başladı; deri kadar tenine yapışan ince kumaş yavaş yavaş açığa çıkardı pürüzsüz beyaz derisini. Tırnaklarının kenarını hafifçe sürtüp kaşırken “Şimdi em bakalım,” dedi alçak sesle, ardından tırnaklarını nazikçe amcığının yanına götürüp çizikler attı sanki sınav yapar gibi.
Adamın yalvaran solukları odada yankılanıyordu, hazla dolu ama korkuyla karışık. Sonra kadın müthiş bir hızla ayağını ağzına dayayıp sivri topuğunu adamın dilinin ucuna bastırdı; adam yarak şişini elleriyle sıkarken neredeyse kendinden geçtiğini belli ediyordu. Ayağı dibe kadar sokup her hareketinde adamı hem eziyor hem de coşturuyordu; “Sen benim ayaklarımı yalayan folloşumsun” diyerek hükmetmenin dozu artıyordu.
Kadının sert tırnakları bastıkça amcığı iyice ıslanıyordu; içinde duyduğu hakimiyet duygusu en fena cinsi delirtilerden bile güçlüydü. En sonunda ayağını çıkarıp yere sertçe vurdu ve adamın boynunu kıskıvrak kavradı: “Hadi şimdi kökle beni!” diye bağırırken bütün oda onların deli çatışmasına tanıklık ediyordu. Adam azgınca kadının kalçasından tuttuğu gibi kendi içine gömülüyor, içindeki basınca daha fazla dayanamıyordu.
Ve tam o anda ikisi de patlama noktasına ulaştı: Kadının amcığı daralıp kasılırken adam da üstüne boşalmaya başladı; kalpleri aynı ritimde hızlı hızlı atıyor, nefesleri birbirine karışıyordu. Ayakta duran kadın gururla başını kaldırmış, elleriyle saçlarını geriye atmıştı; efendi olduğu bu oyunun sonundaki zaferini herkese ilan eder gibiydi. Odaya yayılan ağır ter kokusu arasında kirli arzular en saf haliyle akıp gidiyordu…