Ofisin sıkıcı havası, Rauls’un ani hamlesiyle bir anda yerle yeksan oldu. Bud’un sert bakışlarıyla başlayan kaos, kısa sürede üç kişinin arasında kıvılcımlanan vahşi bir sikiş fırtınasına dönüştü. Masanın üstünde diz çökmüş folloş kadının, Rauls’un kalın yaraklarını boynunda hissetmesiyle vücudu titredi; amcığını her seferinde daha da dibine çekiyor, nefesini boğazından gelen ıslıklar gibi kesik kesik alıyordu. Kadının dudakları amcığı yalamaya başladı, ısırarak ve emerek hem Rauls’u hem de yanındaki Bud’u delirtti.
Bud ise masanın kenarına yaslanırken, sırtını arkasına doğru bıraktığı güzelin amcığını parmaklarıyla kızıştırıyordu. Aralarındaki enerji öyle yoğundu ki, üçü de sınır tanımadan birbirine dayandı. Rauls sert hareketlerle içeri girdiğinde, kadın bacaklarını açıyor, inlemeleri ofis boşluğunu dolduruyordu. Bud da orada kolay durmadı; ayaklarının ucunda yükselirken koçbaşını sertçe itiyor, kadının inleten amcığını kendi kalın yaragıyla dolduruyordu.
Kadının ıslaklığı arttıkça sikiş sertleşti. Göğüsleri hızlı hızlı kalkıp inerken Bud ve Raul onun bedenini adeta parçalıyordu. Söz konusu bu ofis masasıyken artık sınırlar ortadan kalkmıştı; masa üzerindeki dosyalar ve kalemler un ufak olurken kadın yüksek sesle bağırıyordu: “Daha… daha sert…!” diye yalvarırken iki adam onun istediğini hemen yerine getirdi.
Rauls’un kalın yaragı derinlerde vurdukça kadın amcığından gelen sıvılarla kayganlaşıyor, Bud da ona eşlik edercesine sert dayamalar yapıyordu. Üçü arasında oluşan bu yoğun fırtına sonunda şiddetli bir orgazm patlaması yaşattı; kadın bedeninin her kasını gevşetip kendinden geçtiğinde Raul ve Bud da aynı anda kendilerini boşalttılar. Ofisin soğuk havasında yankılanan nefes alış verişleri ve ahenkle biten bu dayanılmaz sikiş maratonu her şeyi paramparça etmişti; acayip hırçın ve doyumsuz bir geceyi beraberinde getirmişti.