Evelyn Claire, o iğrenç boyaların ve çirkin fırça darbelerinin arasından sıyrılıp, sıcak teniyle ortamı yakmaya başladı. O kara saçları, suratına yapışmış ter damlalarıyla parıldıyordu. Sanat bahanesiyle başlayan bu işin altında yatan asıl amaç, o bembeyaz tuvalin üzerine kendi kirli arzularını serpmekti. Yumuşak ama deli gibi aç olan amcığını, heyecanla dışarı çıkardığı yarak yerleştirmeden önce derin bir nefes aldı; galeride kimsenin duyacağı yoktu.
Yarak, Evelyn’in amcığının içine girmeye başladıkça ortamdaki hava iyice gerildi. Her saplayışıyla kadının kesik kesik nefes alışları artıyor, o karanlık gözlerinde çılgın bir istek kıvılcımı yanıyordu. Sert ve hızlı hareketlerle dalarken adam, Evelyn’i resmen parçalıyor; “Beni folloş et!” diye kükreyen sesi odada yankılanıyordu. Kadın ise karşılık vermekten geri durmadı; amcığının en diplerine kadar yavaş yavaş sokulan o kalın yarakla sanki doğrudan beynine ulaşıyormuş gibi inilti çıkarıyordu.
Sonra adam tempoyu aniden arttırdı; sert kökleme hareketleriyle Evelyn’i delirtti. Kadın kendini tamamen teslim etmişti, ayakları havada titrerken sanki kaburgalarına bile sarkacakmış gibi güçsüzleşiyordu. Sikişin her kalkışıyla beraber amcığına dayanan yarak daha da içine işliyor; üstüne gelen her sert harekette omuzlarını sallayarak inliyordu. Ağzı kulaklarından kulağına kadar açık kalmıştı ve gözleri neredeyse yuvalarından fırlayacaktı.
Köklendiği yerden çekilmeden önce birkaç defa daha sertçe dayadı amcığını içeri doğru adam ve sonunda üstüne boşalmaya başladı. O beyaz sıvı kadının amcığını doldururken, Evelyn bağıra çağıra orgazma sürüklendi; tüm bedeni kasıldıktan sonra yere yığıldı adeta. Artık sanat değil gerçek sapıklık oradaydı: İkisi de karanlık arzusunun esiri olmuştu ve bu kirli gecede sadece bedenlerinden çıkan sesler vardı.