Violet Starr’ın gözlerindeki o asi kıvılcım, adeta içine düştüğü kirli oyunun habercisiydi. Üvey babasının en yakın dostuna karşı duyduğu yasak arzu, onu kontrolsüzce sarmış, bedenini ve ruhunu teslim etmeye mahkûm etmişti. Evde tek kalmanın verdiği fırsatla, Violet’in içindeki azgınlık giderek tırmanıyor, dudaklarından çıkan keskin küfürlerle ve sert nefes alışlarıyla ortamı yakıyordu. O adamın güçlü varlığı, Violet’in amcığını kaşıyan parmaklarının ritmiyle birleşiyor, odadaki hava ağırlaşıyordu.
İlk dokunuşlar öyle çabuktu ki, yumuşak teni altında eriyen eli onu kendinden geçirmişti bile. Violet’in ince beli hemen kavranmış, sıkıca sarılmıştı; adamın sertliği ise çoktan yatağa dayanmaya başlamıştı. Gözlerini kapatıp derin nefesler alırken, adamın ağız tadını bilen deli bir çakal gibi vücudunu parçalama isteği ayyuka çıkıyordu. Oyun başlamıştı artık; Violet nazik ama acımasızca amcığını açıyor, sakso yaparken ardına kadar bırakmıyordu kendini. Yarağını dişleriyle ısıran kadın bir anda kuyruk sokumuna doğru inip diliyle inatçı noktayı bulmuştu.
Sikiş kaçınılmazdı; adamın sert yarak köklenirken Violet’in ince amcığı daralıp genişliyordu. Her hareketiyle duvarlara vuruyor, yaşadığı zevkin damarlarında dolaştığını hissediyordu. Sert dayamalar eşliğinde kızgın nefesi ensemde yankılanırken, Violet yavaş yavaş ısındığı bu pis ritme ayak uyduruyordu. Gecenin karanlığında kontrollü bir savaş vardı aralarındaki; her köklemenin sonunda kadının iniltileri yükseliyor, adamın yumrukları beline saplanıyordu.
Sonunda zirveye ulaştılar; Violet’in bedeni titrerken amcığına boşalan sıvının sıcaklığıyla sarsılıyordu. Adamın nefesi düzensizleşmiş, ter damlaları tenlerinde parıldarken o an tam anlamıyla teslim olmuşlardı birbirlerine. Bu yasak arzunun ateşi sönen değil daha da büyüyen bir alevdi artık; Violet’in içindeki filizlenen karanlık tutku böylece doruğa çıkmıştı.